| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
| |
![]() |
![]() | ![]() |
![]() | ![]() |
![]() | ![]() |
![]() | |||||||||||
![]() |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| ||||||
![]() | ||||||||||||||||||
| Kuruluş 1923 |
| BAYLAN ÖYKÜSÜ |
| Pastaneler
şehir kültüründe oldukça önemli bir yer tutar. İşte eski
İstanbul dokusunda adeta inci değerinde olan bir pastane de Baylan'dır.
Lezzetli pasta, turta ve çikolatalarıyla, kakao ve kremaya dayalı
Batı kökenli tatlılarıyla ünlü Baylan'ın tarihi 79 yıl
öncesine dayanır. Yani bir anlamda Cumhuriyetle yaşıttır
Baylan. Baylan
pastanelerinin kurucusu Epir asıllı Rum Filip Lenas Arnavutluk'tan
Türkiye'ye göç ettiğinde henüz 15 yaşındadır ve tek
hedefi iyi bir pastacı olmaktır. İstanbul'a yerleştikten
sonra birkaç yıl Fransızların çalıştırdığı
Türkiye'nin ilk çikolata imalathanesi Mulatiye'de çalışır
sonra düşünü gerçekleştirir; 1923'te Beyoğlu Deva Çıkmazı'nda
ilk pastanesini açar. Adını,
Fransızca I'Orient (Şark) sözcüğünün okunuşu olan
"Loryan" koyar. Ve çok kısa bir süre içinde adı, dönemin
ünlü pastaneleri Markiz, Lebon ve Moskova ile birlikte anılmaya başlar.
Çünkü 200 çeşit pasta ve şekerlemesi onlara rakip olacak kalitededir. O
dönem belirli birkaç lüks otel vardır; yabancı konukların,
büyük devlet adamlarının gelip kaldığı Pera Palas,
Park Otel, Tokatlıyan gibi... Atatürk, bakanları ya da yabancı
konukları İstanbul'a geldiğinde, Dolmabahçe Sarayı'ndaki
davetlerin yemek ve tatlılarını Markiz, Lebon, Baylan el
ele vererek yaparlardı. Evlerinde, yalılarında düğün
ve toplantı yapan seçkin İstanbullulara Baylan ekibi hizmet
veriyordu. Yabancı
adların Türkçeleştirilmesini öngören yasa uyarınca 1934
yılında Loryan adı Baylan olarak değiştirilir.
Pastanenin müdavimlerinden olan Sanat Tarihi Profesörü Burhan Toprak'ın
teklifiyle konulan Baylan adı, Çağatay Türkçe'sinde "Kusursuzluk,
mükemmellik" anlamına gelmekte. Baylan bu ismi aldıktan
sonra bazı kişiler soyadı olarak Baylan'ı seçer, çocuklarına
bu adı verir olmuşlardır. İkinci
pastane, ilkinden sadece iki yıl sonra 1925 yılında Karaköy'de
daha meydan bile yokken, bugün olmayan bir binada açılır. Sonra
1928'de Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde Luvr Apartmanının
zemin katında 148 numarada Beyoğlu Baylan tekrar hizmete girer.
Daha sonra, Karaköy Baylan 1954'de bugün Axa Oyak'ın bulunduğu
tarihi binanın giriş katında ikinci kez açılır. Baylan'ın
bugünkü sahibi Harry Lenas, Filip Lenas'ın büyük oğludur. Harry
Lenas liseyi bitirdikten sonra Beyoğlu Baylan'da mesleği öğrenir.
Bir yıl Viyana'da pastacılık okulu Zuckerbaecker Schule'de
öğrenim görür. Viyana'da çeşitli pastanelerde tatil günleri
bile staj yapan Harry Lenas, İsviçre'nin Luzern şehrindeki Richmont
Fachshule'de de 9 ay yatılı olarak pastacılık ve çikolata
pralin konusunda eğitim alır. Harry Lenas daha sonra ünlü Mövenpick
Restaurant'da da çalışarak okullarda öğrendiklerini uygulamaya
başlar. Gefrat Solingen'de çikolatacılık kurslarına
da katılan Harry Lenas akademisyen bir pastacı olarak Türkiye'ye
döner. Harry Lenas artık bir pastacılık ve çikolatacılık
uzmanı olmuştur. Harry
Lenas, babasının izini takip ederek 1954 yılında Türkiye'ye
döndükten sonra Karaköy'de tünel çıkışının karşısında
ilk gündüz barı "Tagesbar"ı açar. Dondurma,
karamel, badem, vanilya, fıstık ve krem şanti ile yapılan
ve üstüne bal ve karamel sosu dökülerek bir kedi dili bisküviyle servis
edilen Baylan'ın ünlü tatlısı "Kup Griye"den
sonra, Baylan'ın ilkleri arasında, İtalyan espressosu,
İtalyan dondurması, milk shake'ler, İskandinav kanepeleri
ve tost sayılabilir. Bildiğimiz tostlardan farklı olan
bu tostlar, tam yağlı gravyer peynirinden yapılıyordu.
Türkiye'de ilk cappuccino da Baylan'da tadıldı. İlk likörlü,
pralinli, limonlu ve krokanlı çikolatalar da Baylan'da İstanbullularla
buluştu. Baylan'ın
Kadıköy şubesi de Filip Lenas'ın, İngiltere'de işletmecilik
öğrenimi gören küçük oğlu Mihal Lenas tarafından 1961 yılında
açıldı. Bu arada 1939 yılında Karaköy Mumhane Cad
numara 19'da kurulan Baylan Çikolata Fabrikası faaliyetlerini uzun
bir süre burada sürdürür, 1953 yılında Gayrettepe'ye taşınır
(Bugün Yapı Kredi Bankası'nın bulunduğu yer) ve 1984'de
kapanır. Baylan artık bir marka olmuştur. Karaköy'deki
Baylan Tünel ile Karaköy'e inen Kadıköy yolcularından bir çoğunun
vapura koşmadan önce ayakta kup griye yedikleri, pasta ve çikolata
aldıkları bir dükkan konumundayken, Kadıköy Baylan da asmalı
bahçesiyle her yaştan insanın severek gittiği bir pastane
olarak bilinir. Beyoğlu'ndaki Baylan ise her dönemde ünlü edebiyatçıların
buluştukları, toplanıp söyleşiler yaptıkları
bir yer olarak anılarda kaldı. Beyoğlu'ndaki Baylan'ın
edebiyatçı müdavimlerinin sayısı 1950-1960'lı yıllarda
40'a ulaşmıştı. Beyoğlu'nun kötüleşen şartlarına
dayanamayan Baylan 1967 yılında kapanmak zorunda kaldı.
Karaköy'deki Baylan da binanın onarıma girmesi dolayısıyla
1992 yılında faaliyetini durdurmak durumunda kalmıştı.
Geriye ise şimdilerde faaliyetini sürdüren Kadıköy Baylan kaldı.
Bu pastane bugün İstanbul'un en eski pastane kurumu olarak faaliyetlerini
başarıyla sürdürmekte. Baylan
Pastanesi Türk edebiyat tarihinin yazılmasında da büyük bir
rol oynamıştır dersek abartmamış oluruz. Çünkü
bugün bazıları hayatta olmayan birçok edebiyatçı, şair,
ressam, karikatürist ve tiyatrocunun buluşma yeri olmuştur Baylan
Pastanesi... Beyoğlu'nda İstiklal Caddesi’ndeki Baylan’ın müdavimleri arasında Atilla İlhan, Oktay Akbal, Behçet Necatigil, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Haldun Taner, Cemal Süreyya, Salah Birsel, Peyami Safa, Orhan Kemal, Orhan Duru, Ahmet Oktay, Fethi Naci gibi yazarlar vardır. Leyla Erbil, Tomris Uyar, Sevim Burak gibi kadın yazarlar da pastanenin müdavimleri arasındaydı. Bu gruba daha sonraları Baylancılar dendi ve edebiyat tarihinde de Baylancılar Akımı olarak yerini aldı. Kadıköy Baylan'ın müdavimleri arasında ise; her gün gazetesine yazısını buradan yazan Tarık Buğra’yı sayabiliriz.
Baylan
bir buluşma yeriydi. Bugüne kadar ne kadar başarılı
olmuş sanatçı, edebiyatçı varsa orada buluşur, konuşur
ve tartışırlardı. Bu ateşli sohbet ve tartışmalar
sonunda oluşan düşünceler, fikirler eserlerine de aksederdi.
Şairler son yazdıkları şiirleri ilk burada okur, yayımlanmış
en son hikayeler üzerindeki tartışmaları burada yaparlardı.
Yeni felsefi görüşler de Baylan'da su yüzüne çıkardı. Beyoğlu
Baylan kısacası bir çeşit gündüz buluşma yeriydi.
50'li yıllarda Baylan'ı mekân tutan edebiyatçı ve sanatçıların
sayısı 40'ı aşmıştı. Kısacası
Baylan adeta bir edebiyat okuluna dönüşmüştü. Baylan serüveni,
Beyoğlu'nun bozulmaya başlamasıyla 1967 yılında
sona erdi. Filip
Lenas'ın büyük oğlu olan ve Bugün Kadıköy Baylan'ı
işleten Harry Lenas liseyi bitirdikten sonra ilk defa Beyoğlu
Baylan'da bu mesleği öğrenmiştir. O yıllardan bu yana
uluslararası seminerlere, konferanslara katılan Harry Lenas,
"Ckhaine des Rotisseurs" adlı gurme kulübünün de kurucu
üyesidir. Yılda dört kez uluslararası fuarlara gider. Yeni bir
tad oluşturulacaksa önlüğünü takarak mutfağa girer. Önce
kendi test eder, ama artık gözüyle bile anlamaktadır pastanın
neye benzediğini. Mevsim
yaz ise Kadıköy Baylan'ın sarmaşıklarla örtülü bahçesinin
dinlendirici konumu ayrı bir güzellik sunuyor. Sıcak ve ilgili
bir karşılama görünce Baylan'ın ne anlama geldiğini
hisseder gibi olursunuz. Baylan Türk insanının damak zevkine
hitap ederken aynı zamanda yetiştirdiği ustaları Yunanistan,
Amerika ve Avustralya gibi ülkelerde ünlü pastanelerde çalışmaya
başladılar. Bazıları kendi işyerlerini açtı.
Meslek içi eğitime inanan ve pastacılık alanında ömrünü
tüketen, bundan da büyük bir zevk aldığını söyleyen
Harry Lenas Baylan geleneğinin sürmesini arzu ediyor. Yalnız
Kadıköy'ün değil, İstanbul'un en nezih pastanelerinden
biri olma özelliğini koruyan Baylan'ın tarihçesi Meydan Larousse'da
da yerini almıştır. Bu tarihçe halen pastanenin göze çarpmayan
bir köşesinde asılı durmakta.
|
| SERTİFİKALAR |
|
| Design by turklinx.net |
Copyright
© 2002 www.baylanpastanesi.com
|